Erkan Karagöz «1919 South-Western Caucasian (Kars) Democratic Republic»

αναδημοσίευση από: http://www.erkankaragoz.com/diger_yazilar_icerik.php?id=77

'South-Eastern Caucassian Democratic Republic is an important politic –historic formation despite its short lifespan-December 1st 1918-April 12 th1919-with respect to autonomy experiments and its results starting in 1917 sIt has three million population with its capital Kars.

Being a part of tsardom Russia until 1917 October Revolution, Kars is obliged to establish an autonomous government due to the chaotic politic enviroment in Caucassia that has been forced to segment from central Russia.In this region ,which has possesed the right of autonomy despite the discretionary applications of local governments overwhelmingly composed of Geogian, Armenian and Azeri governors who suit to reign Caucassia, the politic, administrative and social operations previously carried out by local assemblies gradually substitues by a more central administration..

The local assemblies power experiment in Kars region is interrupted by the invasion of Ottoman troops following the Brest Litovsk Act with Soviet Russia and its admission by the de facto Transcaucassian Seydi government in Caucassia. However, due to the fact that Otoman Army is forced to retreat beyond the 1914 borders in accordance with Mondros ceasefire act that concludes World War 1, the present Otoman administrative and military structure disintegrates and in the region an absence of governing occurs.

At this phase the intelligentsia of the region have been able to re-establish the assemblies abolished due to Otoman invasion and Kars parliament is formed after the elections in December 1st 1918. Although the parliament with 71 members formerly has been declared as “temporary” , owing to rapid social developments Kars is declared as an independent republic.

Among the most outstanding features that differ this republic from those of others in the region appears an attempt for preparetion of a constitutional law along with considering womens active participation to political life.

The abundance of intellectuals with a university degree are significant among the founders of republic. The president is a forrest engineer and the president of assembly is a doctor , besides the figures at important posts such as National Education Minister, the Mayor, the

Chief of Police Department are lawyers and educationists. Owing to these features that the founders posses , the level of politic culture seems to be quite high. The Republic particularly emphasises its social and democrat identity through many booklets, proclamations,reports, and announcements , because the republic is based upon classic preferances ,not upon ethnic or religious fundementals.Due to this fact there have been Romans, Muslims from various origins and Molokans besides Orthodox Russians in the parliament of the Republic.

The republic has not been indifferent to social problems resulting from the migrations occuring in border regions following the military and politic developments after Sarıkamış operation and comes to the aid of those who are forced to leave the region and migrate through an effective and extensive aid organization with Azerbaijans contribution as well. Also, it resists the invasion and controll of the region by alien forces including ,first of all the English ,and the Armenian and the Georgian never the less the most important development that leads this republics to an end has been the rejection to the will of the English military authorities. The Parliament is busted in 1919 April the 12nd and anti- English governors and members of parliament are removed from the region.The English military forces declares a proclamation before they hand over the government to the authorities coming from Armenia noticing that the previous governing has come to an end, and the local people in the region should be represented by a committee composed of five people and an administration submitted to Tashnak Armenia has been established in Kars.

The English military forces retreat from the region after they send the weapons and food in the region to Denikin struggling against Bolsheviks ,which is their main objective.Anti-English opponent forces continue the struggle after retreating to Oltu which is out of the region of invasion by Oltu Council.The 11 of the administrators composing the intelligentsia of the republic are exiled to Malta. Furthermore they are detained in Malta until 92 April. Republic of Kars experience has had much contribution to republican and enlightmentist tradition to modern Turkey with important political consequences although it has had a short life.'

1919 GÜNEYBATI KAFKAS (KARS) DEMOKRATİK CUMHURİYETİ

Cenub-i Garbi Kafkas Demokratik Cumhuriyeti ya da kısa adıyla Kars Cumhuriyeti deneyimi genellikle pek bilinmez. Bilinmediği içindir ki büyük çoğunluk böyle bir şeyden habersizdirler. Böyle bir oluşumun varlığından haberdar olanlar da bu konuda elde verili bilgilerin bulunmaması nedeniyle susmayı geçiştirmeyi, beylik genellemelerle değinmeyi yeğlemişlerdir.

Başvurulan iki en kolay genelleme ile karşılaşmaktayız:

Bunlardan birine göre bu cumhuriyet deneyimi bir Sovyetik kalkışma deneyiydi ve bu yüzden İngilizler tarafından ortadan kaldırılmıştı.

Diğeri ise bunun aslında Osmanlı Türkiye’siyle birleşmek isteyen Müslümanların Osmanlının askeri şeflerinin tavsiyesine uyarak bir örgütlenmeye gitmeleri ve Kars topraklarında bir devlet kurma girişimleriydi.

Belirtmek gerekir ki bunların ikisi de birçok şeyi açıklamayan genellemelerden öteye geçmeyen; daha çok bunu iddia edenlerin temennileri yansıtan düşüncelerdir.

Kimi kaynaklarda da Kars Cumhuriyeti ya da bilinen genel adıyla “Cenub-i Garbi Kafkas Demokratik Cumhuriyeti” oluşumu kurtuluş savaşı dönemindeki yararlı dernekler veya oluşumlar içerisinde gösterilmekte; Kurtuluş savaşı öncesi siyasal kargaşa döneminde kurulmuş örgütlenmeler arasında sayılmaktadır. Ancak bu da kolay; kolay olduğu kadar da doğru olmayan bir sınıflamadır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki Kars 1. dünya savaşı sırasında ve sonrasında Osmanlı imparatorluğunun değil; Rusya imparatorluğunun bir parçasıdır. Bu topraklarda gerçekleşen cumhuriyet deneyimi ise Mondros’tan hemen sonra başlayan ve kısa süren bir deneyimdir.

Cumhuriyetin çökmesinden sonra verilen kavga ise var olma, ayakta kalabilme kavgasıdır. Yani kısaca söylemek gerekirse bu cumhuriyet, hedefleri, siyasal söylemleri ve örgütlenme biçimiyle Osmanlı Türkiyesi’yle birleşmeyi hedefleyen önüne koyan bir örgütlenme değildir.

1.KARS’TA ÖRGÜTLENME GELENEĞİNİN KÖKENLERİ

Kars cumhuriyet deneyimini ve önemini kavrayabilmek için verilen siyasal mücadelelerin kökenlerine inmek gerekmektedir.

Kars ülkesinde örgütlenme geleneğinin kökenleri Rusya Müslümanlarının örgütlenmelerine değin uzanmaktadır. Rusya topraklarında siyasal ve sosyal yaşama müdahil olmayı önüne koyan; çarlık otokrasisine karşı muhalif sol siyasal güçlerle birlikte hareket eden Karslı aydınların, örgütlenmeleri sürecine ilişkin ayrıntılı bilgileri bu konuya ilişkin kitabımda aktarmıştım. Bu nedenle bu konuya burada yeniden girmiyorum.(Kars ve Çevresinde Aydınlanma Hareketleri)Ancak belirtmek isterim ki 1906 yılında Rus çarının sistemin demokratikleştirilmesinden yana geri ardım atması ve sınırlı da olsa bir meclis seçimini kabul etmiş olması üzerine yapılan seçimlere Kars oblastından yaşayan Müslüman halkın adayı olarak katılan politikacı- gazeteci Zekeriya Acarski Kars oblastının milletvekili olarak 1. Duma'ya seçilmiştir.

Sonraki Duma seçimlerinin biraz daha zorlaştırılması, seçilme nisaplarının yükseltilmesi gibi birçok sınırlama nedeniyle birçok bölge gibi Kars’ta Duma’da kendi milletvekiliyle temsil olanağından mahrum kalmıştır.

Ancak bu dönemi izleyen evrelerde Rusya çalışanlarının işçi ve köylü Sovyetleri biçiminde örgütlenerek kendi meclislerini kurmaları ve özerk yönetim birimleri oluşturma deneyimleri Rusya’daki bütün halklar içerisinde karşılığını bulmuş; hızla meclis örgütlenmeleri oluşmaya başlamıştır. Müslüman nüfusun yoğun olarak bulunduğu yerlerde kimileyin “Sovyet “,kimileyin de “şura” adı verilen bu örgütlenmelerle aslında yeni bir deney yaşanıyordu.

Bu örgütlenmelerle fabrika köy ya da sair topluluklar kendi kendilerini yönetecek bir organ seçiyor, seçilen organla topluluğun işlerinin belli bir düzen ve koordinasyon içerisinde yürütülmesi sağlanıyordu. Bu meclislerin temsilcileri bir üst meclisi – kent meclisi gibi- oluşturuyor; bu yerel meclisler üst meclise yaptığı işleri aktarıyor, bilgilerini ve deneyimlerini paylaşıyorlardı. Daha sonraları Kafkasya’da görüleceği üzere üst meclisler aslında alt meclisin yaptıklarını onaylayan ve belki de bir ölçüde koordinasyonu sağlayan bir yapıdaydılar.

Kars oblastında ise bu bölgede yaşayan değişik etnisite ve cemaatlerin kendi meclisleri yanında, işçi meclisleri de bulunmaktaydı. Bolşevik hareketin önemli örgütlenme merkezlerinden bir olan Kars'ta da var olan sanayi ve demiryolu işletmeleri nedeniyle işçi Sovyetleri de örgütlü durumdadırlar.

1917 Ekim devriminden sonra Rus ordusunun büyük çoğunluğunun yurtlarına dönmesi süreci Rusya’nın Kafkasya ve Kafkas-ardı topraklarındaki askeri gücünün zayıflamasına ve galip devletlerin Kafkasya'yı ve Kafkas-Ardı’nı Rusya’dan koparma çalışmalarının hızlanmasına neden olmuştur. Özellikle İngiliz askeri ve siyasi şefleri tarafından yönlendirilen, şekillendirilen Zakavkom, Zakafkasya Seymi, federasyonu ve bunları izleyen yönetim biçimleri Rusya’dan kopuşu ve dağılmayı hızlandırmıştır.

Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan şuralarının oluşturduğu Seym yönetimi döneminde yönetsel görevler bu üç meclis arasında paylaşılmış, asker potansiyeli olması nedeniyle Ermenistan silahlı kuvvetlere ilişkin konularda söz sahibi olmuş; Kars ve çevresi atanan bir askeri valinin denetimine verilmiş; ırkçı-faşist Taşnak yönetimi düşlerini kurduğu Hayastan için yörede temizlik yapmaya, 1915 tehciri nedeniyle Erivan yöresine göçmüş mültecileri Kars’a ve Osmanlı işgalindeki topraklara yerleştirebilmek için yöre halkına baskı uygulamaya başlamıştır. Onların bu baskıcı politikası örgütlü bir yapısı bulunan Kars halkının tepkisiyle karşılaşmıştır. O dönem Kars halkını oluşturan Ermeni, Rum ve Müslüman meclisleri bu duruma karşı çıkmışlardır.

Söz konusu durum Rusya Müslümanları toplantılarına taşınmış; toplantıda bu sorunun St. Petersburg Sovyeti’ne ve Geçici Hükümet’e iletilmesine karar verilmiş; her iki yönetimden de Kars’taki Şuraların kendi bölgelerini yönetmelerine izin verilmesi talep edilmiştir.

Bu talep kabul edilmiştir.

Böylece Kafkasya’da Zakafkasya Seymi yönetimi bölünme, dağılma yönünde ilerlerken Kars’ta ilginç bir halk hükümeti modeli yaşama geçirilmeye başlanmıştır.

Bu modele göre ve kentin etnik yapısının karmaşıklığı nedeniyle Rumların (45.000) Rusların (20.000) Yerleşik Ermenilerin ve büyük çoğunluğu oluşturan Müslümanların oluşturmuş bulundukları Milli Şuralarınca yönetilmeye başlanmıştır. Şura yönetimi şura tarafından seçilen Halk Komiseri, Mutasarrıf ve Kaymakamlar tarafından yönetilmekte; ilginç olanıysa her milli Şura’nın bulundukları yöreyi yani Kars’ta Kars’ı, Ardahan’da Ardahan'ı, Kağızman’da Kağızman’ı, … Birer hafta nöbetleşe yönetmeleridir. Yani kent bir hafta Müslüman Şurası, bir hafta Ermeni milli Şurası bir hafta Rum Milli Şurası tarafından yönetilmektedir.

Bu yönetim biçimi ile bir yandan Taşnak iktidarının halk üzerindeki keyfi baskı ve uygulamalarını engellenirken; diğer yandan da Kars ve çevresine Erivan bölgesindeki göçmenlerin iskân edilmesinin önüne geçilmiştir. Bu yönetim biçimi Osmanlıların Brest –Litovsk’a dayanarak ve Transkafkasya Seymi'yle yaptıkları görüşmelerden sonra bölgeye girmesine değin sürmüştür. Tabii Osmanlı ordusunun girmesi ile bölgenin demografik yapısında değişmiş; Kars kent merkezinde yaşayan yerli Ermeniler de kenti terk ederek Ermenistan’a çekilmişlerdir.

İşte Osmanlı ordusu Kars’a girdiğinde mevcut tablo budur.

Osmanlı’nın bir zamanlar Rus egemenliğine ait olan bu topraklara girerek Kafkasya’ya ilerlemeleri Mondros’a değin sürmüştür. Mondros’la yenik sayılan taraflar arasında yer alan Osmanlılardan 1914 sınırlarına çekilmesi istenmiştir. Osmanlı ordusunun yapacağı bir şey yoktur. Osmanlılar 1914 sınırının gerisine çekilirken galipler adına İngilizler Kafkasya’ya Kafkas- Ardı'na girmişlerdir bile. Osmanlının oyalanmasına karşı çıkan İngilizler sonunda Osmanlı devletinin 1914 sınırlarına çekilmesini sağlamışlardır.

Bu tarihten sonra Kars bölgesinde kısa bir dönem Osmanlı askeri ve idari birimleri egemen olmuşsa da Mondros ateşkes antlaşmasının imzalanmasından sonra Kars- Ardahan- Batum yöresi yeniden boşaltılmış; Osmanlı ordusu ve doğal olarak kurulan yönetim birimi çözülmüş yöneticiler geri çekilmiştir.

C- CUMHURİYET DENEYİMİ

Kars halkının yukarıda ana hatlarıyla aktarmış olduğum idari deneyimi, Osmanlı’nın çekilmesini müteakiben hızla kendi örgütsel yapısını kurmayı sağlamıştır. Eğer Osmanlı öncesinde Rus egemenliği ve 1917 den sonra yaşanan kaotik dönemde kendi örgütlenme geleneğini kurmamış olmasaydı; Bülent Tanör’ün de dikkati çektiği “örgütlenme yeteneği”, geleneği olmasaydı yöre aydınlarının hızlı ve sağlam bir örgütlenme kurmalarından söz bile edilemezdi. Kısa bir sürede toparlanan yöre Aydınları yeniden şura örgütlenmelerini harekete geçirmişlerdir.

Osmanlı’nın çekilmesinin yaklaştığı günlerde yedi kişilik bir girişimci gurubu Ahundzade Mehmet beyin evinde toplanarak yapılaması gerekenin ne olduğunu tartışmaya başlamıştır. Gurubun en genç katılımcısı olan Hıfzı oğlu Hüseyin’in bir an önce halkın kendi örgütlenmesini gerçekleştirmesi gerektiği yolundaki önerisi tartışılmış; uzun tartışmalardan ve kimi karşı çıkışlardan sonra öneri kabul edilerek yedi kişilik bir kurucular kurulu oluşturulmuştur. Böyle bir bağımsız oluşum kurulmasına karşı çıkanların başında Osmanlının görevlendirdiği Kars müstantiği(Sorgu yargıcı)nin olması da ilginçtir.

Örgütlenme yolunda kurucular kurulu sayısı birkaç gün sonra 12’ ye ulaşmıştır. Bu 12 kişilik heyetin hızlı çalışmaları sonunda örgütlenme çalışmaları hızlanmıştır. “Başlangıçta teşkilat şöyle idi:

1.Reis ve riyaset teşkilatı ve heyet

2.Askeri, dahili, adli, mali vesair bilumum bakanlık vazifelerini gören üçer kişilik şube heyetler.

3.Kars vilayet teşkilatı.

4.Oltu, Ardahan Kağızman mutasarrıflıkları ve bunlara bağlı kazaların teşkilatı.

İki ay sonraki durum:

1.Meclis-i mebusan

2.Hükümet reisi ve bütün bakanlar

3.Erkan-ı harbiye-i umumiye ve silahlı kuvvetler

4.Kars valiliği

5.Üç liva 14 kazada hükümet teşkilatı.(Artvin havalisi dahil ) ve hükümet mekanizmasının bütün teferruatı…”(Hüseyin Köycü)

Örgütlenmenin bu denli hızlı ilerlemesinin altında girişte de belirttiğim gibi Osmanlı ordusunun kente girmesinden çok öncesine dayalı bir örgütlülük geleneği yatmaktadır.

Burada aslında yapılan şey Osmanlı ordusunun ve idari yönetiminin egemen olmasıyla birlikte ortadan kalkan varlığına son verilen gereksizleşen şura’nın yeniden canlandırılmasıydı.

Hızla ilerleyen çalışmalar sonunda Kars ülkesi topraklarında yaşayan 18 yaşını bitirmiş kadın, erkek 2 milyon seçmenin katılımıyla yapılan seçimler yapılır ve 1 Ocak 1918 de yapılan seçimlere kadın erkek 2.milyon seçmen katılarak oy kullanır. Bu gerçekten de önemli bir olaydır. Yapılan seçimler sonunda bir parlamento oluşturulur. Seçimlerde oluşturulan oluşumlarda Rum Rus, Müslüman (Türk Kürt, Lezgi, Çerkez Yerli, …) her kökenden insanın yer aldığını, seçildiğini ve oy kullandığını görmekteyiz. Sadece Ahıska yöresinde yaşayan 2.000 civarında Ermeni seçimlere katılmamıştır.

Kadın ve erkek yurttaşların katılımıyla tek dereceli eşit gizli ve nispi seçim sistemi esaslarına göre seçilmiş olan meclis,27 Marttaki oturumunda 2 milyon nüfuslu güneybatı Kafkas bölgesinin milli şurası tarafından 1 Aralık 1918 tarihinde ilan edilen güneybatı Kafkas demokratik Cumhuriyeti’nin kurulmasına ilişkin iş bu kararnameyi bütünüyle kabul eder ve onaylar. Milli İslam şurası toplantı protokolü 1. Aralık 1918. Kars

Kararname

Büyük Rus devrimi o zaman kadar varlığını sürdüren monarşi düzenine son verdi. Böylelikle kendi başına kalan Kafkas'ın güneybatı kısmı kendi kaderini tayin etme işini üzerine almak zorunda kaldı ve Ekim 1917 de Rusya’da kurulan ikinci Geçici Hükümetin Rusya’daki büyüklü küçüklü bütün milletler için çıkardığı kendi kaderlerini kendi tayin etmeleri kararı uyarınca gerekli hükümet organlarını kurdu. Söz konusu karara dayanarak Kars ve Batum vilayetlerinin Ahılkelek, Ahıska, Şerür, Nahcıvan, Sürmeli kazaları ve Erivan'ın güneybatı kısmı yurttaşlarınca seçilen bizler, halkın temsilcileri, işgalinde bulunan topraklarımızdan Osmanlı ordu birliklerinin çekilmesiyle (abç)birlikte Güney Kafkas'ın Kars ve Batum vilayetlerini, Ahıska Ahılkelek Şerur, Nahcıvan, Sürmeli kazalarını ve Erivan kazasının güneybatı kısmını içine alan sahada güneybatı Kafkas demokratik Cumhuriyeti’nin kurulduğunu bütün dünyanın önünde ilan ediyoruz. Bu münasebetle milli şura şimdi herkesin huzurunda şu kararları almıştır.1.Güneybatı Kafkas Demokratik Cumhuriyeti bütün devletlerle ve özellikle yeni kurulmuş olan komşu Kafkas cumhuriyetleriyle iyi komşuluk ilişkileri kurmaya gayret edecektir. 2. milletlerarası bir çatışma vukuu bulduğu takdirde güneybatı Kafkas demokratik cumhuriyeti çıkarlarına dokunulmadığı sürece tarafsızlığını koruyacaktır. 3.güneybatı Kafkas demokratik cumhuriyeti yurttaşları milliyet din mezhep ve sosyal durumuna bakılmaksızın cumhuriyet sınırları içinde gerek yurttaşlık gerekse siyasi haklardan eşit şekilde yararlanacaklardır.

Açıklama: Ermeni ve Müslümanlar arasındaki karşılıklı ilişkilerin gerginleşmesi sebebiyle, dehşetini hala üzerimizden atamadığımız kanlı çatışmaların yenilerine yol açmaması için Paris’te yapılacak olan genel barış konferansında bu sorun çözülünceye kadar Milli Şura Ermenilerin Kars vilayetine Şerur, Nahcıvan ve Sürmeli kazalarına Erivan kazasının güneydoğu kesimlerine yerleşmelerin geçici bir süre yasaklayan bir karar almıştır. Adı geçen yerlerde Gürcistan ve Ermenistan cumhuriyeti topraklarından gelen Müslüman mültecilerle dolu olmayan bir tek köy yoktur.(Ermenistan sınırları içinde Ermenilerin işgalinde 482 Müslüman köyü güneybatı Kafkas demokratik cumhuriyeti sınırlarında Müslümanların işgalinde 82 ermeni köyü bulunmaktadır.)

4,Güneybatı Kafkas cumhuriyetinin kaderi bundan sonra, akraba kuzey Kafkas cumhuriyetlerinin kaderiyle birleşecektir. Müslüman Kafkas devletleri ailesinin bir üyesi olarak, birleşik bir Rusya'nın kurulması halinde, ona karşı tutumumuz Kafkas'ın diğer Müslüman milletleriyle mutabakat çerçevesinde belirlenmiş olacaktır. Barış konferansında ve İstanbul konferansında bu meseleyi Kafkas’ın Müslüman milletleri temsilcileriyle birilikte çözmek için temsilcilerimiz yetki sahibi olacak, meclis toplanıncaya kadar güneybatı Kafkas demokratik cumhuriyetinin başında, mili azınlık temsilcilerinin; Rus, Rum, Molokanların da olduğu milli şura bulunacaktır ve geçici hükümet milli şura önünde sorumlu olacaktır. “

Kurulmuş bulunan bu devlet kısa zamanda bir anayasa hazırlar. ,bir devletin ana kuruluşunu ilgilendiren kurallar… Adı, sınırları, bayrağı, resmi dili, yasama organı ve seçimi, askeri ve mülki teşkilat, bölgenin ve halkın kendi kaderini belirleme hakkı, dinsel güvenceler, asker ve sivil yüksek görevlilerin seçimi ve azli…(B.Tanör) gibi temel saptamalara ver verilen bu anayasanın kadınlara seçme seçilme hakkı tanıması, seçme hakkının 18 olması, seçilme yaşının 25 olarak belirlenmesi gibi önemli demokratik özellikleri olduğunu belirtmek istiyorum.

Kadınların gerek bürokrasi de gerek parlamentoda ki varlıkları (Arlova ve Yelena) yanında, yapılan seçimlere birer seçmen olarak katılmalarının öneminin altını çizmek istiyorum. Eldeki sınırlı verilerin yönetici ve vekil konumundaki kadınların Rus kökenli olduğunu göstermesi Müslüman kadınların bu haklara sahip olmadığı veya bu hakların kağıt üzerinde kaldığı anlamına gelmemelidir.

Özellikle anayasal düzenleme ve 1917 devriminden sonra Müslüman köylerinden kadın ve erkeklerin Kafkasya Müslüman kurultayına seçilecek adayları belirlemek üzere seçimlerde oy kullanmak üzere kente gelerek oy kullandıkları gerçeği (f.Erdoğan) göz önünde tutulduğunda Müslüman halktan kadınların da toplumsal ve siyasal yaşam içinde aktif olduğu görülecektir.

Kars Anayasası 17 Ocak 1919 da toplanan ve Cenub-i Garbi Kafkas Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti’nin kuruluşunun ilan edildiği Büyük Kars Kongresi’ öncesinde Kars Şurası tarafından görevlendirilen Revan’lı Ağabababeyoğlu Mehmet Bey adlı bir yargıca hazırlatılmış bir anayasadır. İslam Şurası adıyla bilinen, ancak içerisinde Rum, Rus ve Müslüman temsilcilerin yer aldığı meclis böyle bir kurucu yasa hazırlatmayı gerekli bulmuştur.

Büyük Kars Kongresinde görüşülerek kabul edilen bu anayasa devletin de ilk temel yasası olmuştur. Kurucu iktidar olan Şura böyle bir kanunun hazırlatmasına karşın anayasa üzerinde değişiklik yapabilme yetkisini kendinde tutmamış; meclisin çalışmaya başlamasından sonra oluşturulacak yeni hükümete anayasa üzerinde gerekli değişiklikleri yapma yetkisi vermiştir. (Madde 16) Bülent TANÖR şunları söylemektedir :”Teşkilatı-ı Esasiye kanunu ile uygulamadan çıkan tablo kuvvetler birliği ve meclis üstünlüğüne dayalı bir manzara sunmaktadır. “Uygulama”dan kasıt Büyük Kars Kongresi’dir.(17–18 Ocak 1919 ),Bir kere Kongre, yeni devleti kuran ve anayasasını yapan bir kurucu meclis gibi davranmıştır.” Bu anayasa ile Konvansiyonel sistem de denen Meclis Hükümeti Sistemi benimsenmiştir. Nitekim Anayasanın 15. maddesinde vali ve komutanları meclisin atayacağı, el çektireceği hükmü getirilmiştir. Yine meclis tarafından kabul edilen bu anayasa ile anayasanın yürütmesinden meclis ve cumhurbaşkanı birlikte sorumlu tutulmuştur. Ülkesel sınırların korunması görevi ise hükümetindir.

18 maddeden ibaret olan bu anayasanın maddeleri şöyledir:

1.Hükümet 'Cenubi Garbi Kafkasya Demokratik Cumhuriyeti” adını taşıyacaktır.

2.Cenubi Garbi Kafkasya Demokratik Cumhuriyeti hükümeti sınırlarını Batum'dan Nahcivan'a kadar ulaştırarak, bu sınır içinin barışın sonuna kadar korunmasını bilfiil üzerine almıştır.

3. Hükümetin merkezi Kars, Resmi bayrağı üç renk olup, Türk devletinin Ay-yıldız’ı havi bayrağı kabul edilmiştir.(Cihangiroğlu)

4.Cenub-i Garbi Kafkasya Cumhuriyeti hükümetinin resmi dili Türkçedir. Bütün resmi ve gayrı resmi muamelat ve tedrisat Türkçe olacaktır.

5.Milletvekilleri seçimi için 18 yaştan yukarı kadın ve erkek oy vermek salahiyetini haizdir. 10.000 kişi bir milletvekili seçer.

6.Her vilayet ve kasabada, milli Şura'nın şubeleri açılarak, halkımızdan her türlü yardım görecektir.

7.Türk millet ve hükümetini rencide edecek her türlü muameleden kati surette çekinilecektir.

8.Umumi asker teşkilatımızda, cumhuriyetimizin kabul ettiği usul dairesinde olacak, Türkiye devleti ile irtibatı temin için daimi bir heyetimiz Türkiye’de bulunacaktır.

9.Mülki teşkilatımızda da 8. maddedeki zikredilen usul aynen kabul edilecektir.

10.Komşu hükümetler ile daima dostça geçinmeyi Cumhuriyet Hükümetimiz düstur olarak kabul etmiştir. Milletvekilleri seçildikten sonra bu husus hakkında ayrıca bir kanun çıkarılacaktır.

11.İtilaf devletleri, doğu Türkiye illerini(Elvilei selase) alıp başka bir millete vermek isterse Cumhuriyetimiz Türkiye'den ayrılmamayı kesin olarak kabul etmiştir.

12.Azınlıkların hürriyetleri ve hakları muhafaza edilecektir.

13.Müslümanlar arasındaki mezhep ayrılıklarına hürmet edilecek, dini ayinlerin bir arada yapılması sağlanacaktır.

14.Demokrasi esaslarına riayet edilerek seçimler tarafsız ve tesirsiz olacak, Türk’ün şan ve şerefine yaraşacak bir şekilde yapılmasına azami surette dikkat edilecektir.

15.Vali ve komutanların işe başlamaları ve işten el çektirilmeleri kamutayın kararıyla olacaktır.

16.Cumhuriyet Hükümetimiz milletvekillerinin seçilip de kamutayın çalışmaya başlayışından sonra kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesini teklif etmeye yetkilidir.

17.Milletvekili olmak için yaş haddi 25 ten yukarı olacaktır.

18.Bu kanunun yürürlüğe girdikten sonra icrasına nazırlar heyeti ile cumhur reisi memurdur.”(F.Erdoğan)

CUMHURİYET YÖNETİMİNDE FARKLI ANLAYIŞLAR

Bu kısa ömürlü cumhuriyet oluşumu içerisinde elbette çok farklı çevrelerin ve düşüncelerin insanları da yerlerini almışlardır. Yayınladığı birçok deklarasyonda sosyal demokratik bir yönetim olduğunu vurgulamaya özen gösteren ve öncelikle olarak Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı kuran bu cumhuriyette iki kamplaşmanın olduğu görülmektedir. Çok ayrıntısına girmeden bu iki gurubun birisinin Bolşevik Rusya’nın yanında yer alan ve daha sol’da olan sol gurup ve İngilizler ve Taşnak Ermenistan’ıyla birlikte hareket etmenin daha doğru olduğunu; bunun cumhuriyetin devamını sağlayacağını düşünen ‘sağ’ grup olarak nitelemek mümkündür. “Sol” gurup içerisinde ılımlı sol tavırlı, kendisini genel olarak sosyal demokratik çizgiden yana tarif edenlerin yanında, Bolşevik olan ya da Bolşevizm’den yana olanların da varlığı bilinmektedir.

Sol gurubun koyduğu önemli tavırlar arasında Sarıkamış’taki buğday stoklarının Denikin’e gönderilmek üzere kendilerine teslimini talep eden İngiliz askeri yöneticilerine karşı koyması, bunu kabul etmemesi ve Taşnak yönetiminin bölgeye yerleşmek için geliştirdiği Erivan’daki mültecilerin Kars topraklarına yerleştirilmesi talebine karşı çıkmalarıdır. Sağ grupsa İngilizlerle işbirliği yapılması, onların önerdiği gibi Ermenistan’ın vesayetinin kabul edilmesinden yana tavır koyuyordu.

Parlamentoda ki bu saflaşmaların keskinliğine bir örnek olarak Server Atabek’i verebiliriz.

Parlamento baskını sırasında Ahıska’da Gürcü kuvvetleriyle savaşan Kars cumhuriyetinin silahlı kuvvetlerinin başında yer alan, cumhuriyet dağıldıktan sonra da onu diğer ülkeler nezdinde temsil eden Server ATABEK şunları yazmaktadır:

“Kafkas'ta Müslüman nüfusa karşı mücadele veren İngilizler, Fransızlar bizim cumhuriyetin delegelerinin haklarını savunmak için Paris konferansına gitmelerine engel olmuşlardı. Fransız ve İngilizlerin sosyal demokrat ilkeler zemininde barış yapmakla görevlendirilen halk temsilcilerini yanlarında görmek istemelerini bu talancılardan beklemek zaten mümkün değildir. Delegasyon Malta’ya sürülmekten zor kurtuldu, çünkü İngilizler bizim delegasyonunun 1919 baharında İstanbul da tutuklanan Bolşevik komitesiyle bağlantısı olduğuna dair haber almıştı.”…”kötü gidişi rahatlatacak yegâne olgu Bolşevik ordusuna yakınlaşmak olabilir. Sovyet ordusu Erivan ve Tiflis’e girerse zulüm görenler ancak o zaman rahat nefes alabilirler. Güneybatı Kafkas halkınca bu gerçek açıkça bilinmektedir. Kars’ta Taşnak yönetimi yerine Sovyet iktidarı kurma girişimleri sırasında Müslümanların Ruslarla ve Rumlarla dayanışma içinde olmaları buna tanıklık etmektedir. Başarısızlık ortak bir başarısızlıktı: Taşnaklar Rusları da, Rumları da, Müslümanları da kırıp geçirdiler. Şubemiz Batum ve Kars vilayetlerinde ve Sürmeli kazasında istilacılara karşı mücadele veren Güney batı Kafkas Silahlı Kuvvetleri’nin komünizmin kızıl bayrağını çoktan yükselttiğini ve Sovyet Azerbaycan ile Sovyet Rusya’nın kızıl ordularından kardeşçe yardım beklediklerini bildirmeyi gerekeli görmektedir .” (Güneybatı Kafkas Demokratik Cumhuriyetinin Deklarasyonu ’ Rusya toplumsal- siyasal tarih devlet arşivi fon 544 liste 13.dosya 20 yaprak71–72)

Sağ kanatın tavrına ilişkin olarak da Kars’taki diyanet işleri Gazaizade Ali Efendi ve Meşhedi Samet Hacıyev’in tavrını örnek verebiliriz. Bunlar Kars’ta otoritesini kurmuş bulunan Taşnak Ermeni cumhuriyet yöneticilerine yazdıkları mektupta Kerbelayı Mehmet Hocayev’i ve Esat Oktay’ı çalışmalarından dolayı eleştirmekte ve kötülemektedirler. Onlara göre egemenliğini kabul ettikleri yönetim oldukça iyi ve demokratik bir yönetimdir. (Rusya toplumsal- siyasal tarih devlet arşivi fon 544 liste 13.dosya 20 yaprak 61)

Bu sağ, teslimiyetçi ve Taşnak Ermenistan’ından yana olan tavır dönemin Osmanlı askeri şeflerini de tedirgin ve rahatsız etmektedir. Nitekim Kâzım Karabekir Nahcivan, Şerür, Ordubat, Şahtahtı yöneticilerine şöyle bir beyanname göndermek gereği duymuştur.

Nahcıvan, Şerür, Ordubat, Şahtahtı Mıntıkalarına ve Kaymakamlıklarına Kolordu Kumandanlığının beyannamesini aynen tebliğ ediyorum.

Ahaliye tebliğ edilecektir İngiliz ve Fransızların şeriki [ortağı] olan hükümetler Türkiye; nin ve böylece İslamiyetin mahvı için uğraşıyorlar. Bu sebepten bizim ve alem-i İslamın halâsı ve necâtı [kurtuluşu] ancak Bolşeviklerle uyuşmak ve irtibat yapmakla olur. Buna karar verilmiş, siyaseten de işe başlanmıştır. Nahçıvan ve havalisinin bunu iyice anlayıp düşünmeleri ve Bolşeviklerle bir saat evvel birleşmeye çalışmaları lazımdır. [...] Nahçıvan'da bizimle Bolşeviklerin birleşmesine mani olacak kimselerin bulunmasını ve Bolşeviklere mukavemet etmek küstahlığına çalışıldığını işitmekle dil-hunum” .(Kazım Karabekir)

Sonuç olarak, bu iki siyasal gurup arasında özellikle İngilizlerin bölgeye gelmesiyle derinleşen büyüyen çekişme cumhuriyetini sonunu hazırlamıştır. İngilizlerin müdahalesinden Ermeni yönetimiyle uzlaşmadan yana olan çevreler tarafından parlamentoda ki mevcut milletvekillerinden kimlerin İngilizlere karşı politika yürüttüğü hususunun İngiliz askeri yetkililere iletilmesi bu sonu hızlandırmıştır.

PARLAMENTO BASKINI VE CUMHURİYETİN VARLIĞINA SON VERİLMESİ

12 Nisan 1919 parlamento baskınından birkaç gün önce Kars parlamentosuna görüşmeleri izlemek bahanesiyle gelen işgalci İngiliz Askeri şefi, ikinci gelişinde bütün parlamento üyelerinden kendilerini tek tek tanıtmalarını istemiştir. Tanıtmadan sonra elindeki listede yer alan ve adlarını okuduğu 36 kişi meclis salonuna giren İngiliz askerlerince yakalanarak salondan çıkartılmıştır.

Bu darbeden sonra bir konuşma yapan işgal güçleri komutanı, cumhuriyetin varlığına son verildiğini, bundan sonra İngiltere krallığının yasalarının ve kararlarının geçerli olduğunu; salonda bulunan diğer kişilerin kendi aralarında Kars’taki halkı temsil etmek üzere derhal bir heyet seçmelerini istemiştir. Meclis salonunda kalanlardan parlamentonun en genç kurucu üyesi Hıfzı oğlu Hüseyin Bey (KÖYCÜ) buna karşı çıkarak, böyle bir seçimden önce kendi aralarında bir görüşme ve müzakere yapılmasını istemişse de bu önerisi parlamento üyelerinden Nahcivan temsilcisinin itirazıyla karşılaşmış; sonunda orada alelacele belirlenen kişilerden oluşan bir heyet seçilmiştir.

Yine Hüseyin Köycü’nün anılarından bu otuz altı kişinin isminin İngilizlere cumhuriyetin topraklarında bulunan çetecilik yapan ve cumhuriyetin düzenli ordu fikrine karşı çıkarak kendi çetelerine bu işin verilmesini isteyen bir kişi tarafından verildiğini öğreniyoruz.

Hüseyin Bey bu anı şöyle anlatır: “…İngilizlerin Kars ta bilumum komutanı Albay Devey (Dvie) 1335 senesi nisan ayının 12.günü hükümet reisliğine bir yazı yazarak meclise dinleyici sıfatıyla geleceğini bildirmişti. Meclisin samiin balkonunda bir yer hazırlandı.(Devey) birkaç maiyetiyle beraber gelerek meclis müzakereleri dinledi. Bu dinleyişinde ihtimal ki birçok tecessüslerde bulundu. Meclis müzakereleri bitince kalkıp gitti. Nisan ayının 14.günü yine hükümet reisliğine bir yazı yazarak meclisin toplanacağı 15. gün dinleyici sıfatıyla geleceğini bildirdi. Fakat bu yazıda bambaşka bir teklif verildi.”İngiliz hükümetinin satvetini muhafaza için samiin yerinde değil meclis azalarının oturdukları masaların baş tarafında yani meclis reisinin kürsüsüne yakın bir yerde olmalıdır” diyordu. Nisanın 15 günü meclis bermutat toplandı. Tam dakikasında kumandan içeri geldi ve kendine hazırlanmış olan masada oturmazdan evvel bütün azalarla tanışmak istediğini tercüman Ahmet Robenson’a söyledi. Hükümet reisi merhum İbrahim Cihangiroğlu, meclis başkanı Doktor Esat beyden başlayarak mevcut 70 kişiyi birer birer tanıttı. Bu tanışma sırasında sık sık kolundaki saate bakıyordu. O sırada pencerelerin önünde makineli tüfeklerle donatılmış zırhlı ve korkunç otomobillerin birbirin müteakip gelmekte olduğu görülüyordu… Albay Devey'in emri üzerine ara kapılardan ve başkan kürsüsüne yakın olan bir odanın kapısı açıldı. Odaya ağzına kadar dolmuş olan süngülü. İngiliz askerleri görüldü. Bu askerler manga manga salona girdiler, halka oldular. O sırada komutan yine bir emir verdi:”Hük

Δεν υπάρχουν σχόλια:

Δημοσίευση σχολίου